Antarktika ve Grönland'ın buz örtüleri yılda yüzlerce gigaton su kaybına devam ediyor. NASA'nın uzun dönem izleme verilerine göre, Antarktika buz kütlesi yıllık ortalama 130, Grönland ise 261 gigaton hızında azalıyor. Bu ölçümler, deniz seviyesi yükselişinin temel itici güçlerinden biri olarak buzul kayıplarının sürekliliğini gösteriyor.

Yapay zeka buz akışı modellerine nasıl katkı sağlıyor?
Stanford Sustainability'nin aktardığı çalışmada, yapay zeka teknikleri Antarktika buz tabakasının hareket ve erime dinamiklerini anlamada yeni içgörüler sunuyor. Antarktika'daki donmuş su küresel deniz seviyesini 190 fit yükseltmeye yetecek potansiyele sahip; bu nedenle buz hareketlerinin hassas modellenmesi kıyı alanları için hayati önem taşıyor.
AI destekli modeller, buz akışının karmaşık etkileşimlerini daha iyi yakalasa da, mevcut veriler ani bir erime hızlanması veya yakın vadeli dramatik senaryolar öngörmüyor.
Deniz seviyesini geçici olarak dengeleyen faktör
2026 Ocak ayında yayımlanan NASA analizi, La Niña iklim olayının 2025 yılında deniz seviyesi yükselişini sınırladığını ortaya koydu. GRACE uydusu verileri, buzul ve buz tablalarından kayıp trendinin devam ettiğini, ancak bu geçici dengeleyici faktörlerin etkisini belgeliyor.
Dünya Buzul İzleme Servisi'nin 2024 verilerine göre, yalnızca dağ buzullarının erimesi deniz seviyesini 1.5 milimetre yükseltmiş durumda. Bu ölçümlü yıllık değer, uzun vadeli birikimli etkiyi gösterse de, tek başına ani bir kırılma noktası işareti değil.
Ne biliniyor, ne belirsiz?
USGS kaynakları, tüm buzullar ve buz örtüleri erirse küresel deniz seviyesinin ne kadar yükseleceği konusunda hâlâ belirsizlik bulunduğunu vurguluyor. "Tümü erirse" senaryoları teorik hesaplamalar; NOAA projeksiyonları ise yüksek emisyon senaryolarında ABD kıyıları için ortalama yükseliş modelleri sunuyor.
ArXiv'de yer alan IceWatch preprint çalışması, buzul gölü taşkın seli tahmini için yapay zeka modelleri geliştirildiğini belirtiyor. Ancak bu yüksek irtifa dağ riski, deniz seviyesi yükselişine bağlı kıyı seli riskinden ayrı bir olgu olarak değerlendirilmeli.
Yorumlar(0)