Türkiye ile İngiltere, 22 Ocak 2026’da Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nda imzalanan protokolle hidrojen yakıtlı tren geliştirme sürecini resmen başlattı. TÜRASAŞ Genel Müdürü Selim Koçbay ve İngiltere’nin Ankara Büyükelçisi Jill Morris’in imzalarıyla duyurulan proje kapsamında ilk prototip lokomotifler TÜRASAŞ Eskişehir Bölge Müdürlüğü’nde üretilecek. Üstelik tüm fikri mülkiyet hakları TÜRASAŞ’a ait olacak. Sıfır karbon ve düşük gürültü hedefi, raylarda daha temiz ve sessiz bir dönemin kapısını aralıyor.
Projenin kapsamı ve yol haritası
İngiltere tarafı, prestijli akademik kurumlar ve uzman kuruluşlarla teknik destek sağlarken TÜRASAŞ merkezde konumlanıyor. Protokol; tasarım, sistem mimarisi, güç elektroniği, enerji yönetimi ve emniyet sistemlerinde kapsamlı bilgi transferi içeriyor. Eğitim programları, ortak atölyeler ve saha uygulamalarıyla yetkinlik, üretim sahasının içine taşınacak. Böylece Türkiye, kritik alt bileşenleri sadece monte eden değil, tasarlayan ve doğrulayan bir aktör olmayı hedefliyor. Bu yaklaşım, demiryolu araçlarında dışa bağımlılığı azaltarak yerli mühendisliğin standartları yukarı taşımasına zemin hazırlayacak.
Kısaca: Üretim kadar, aklın ve deneyimin de paylaşımı var.
Sıfır emisyonlu raylara doğru
Hidrojen yakıtlı lokomotifler egzozdan yalnızca su buharı verir; bu yüzden karbon salımı pratikte sıfır, gürültü ise klasik dizellere kıyasla belirgin şekilde düşük. Eskişehir’de başlayacak prototip süreci, Türkiye’nin sürdürülebilir ulaşım hedeflerine ivme kazandırırken TÜRASAŞ’ı bölgesel bir hidrojen teknolojileri merkezine dönüştürmeyi amaçlıyor. Uzmanlar, başarının hidrojen arz güvenliği ve maliyet optimizasyonuna bağlı olacağını vurguluyor. Buna karşın atılan adım, 2026 sonrasına uzanan yerli ekosistem planlarının güçlü bir kilometre taşı olarak görülüyor. Raylar, bu kez daha sessiz ve daha yeşil bir geleceğe uzanıyor.
Sonuç olarak, Türkiye–İngiltere işbirliği sadece bir tren projesi değil; sürdürülebilir mobilite ve yerli teknoloji birikimi için stratejik bir sıçrama tahtası. Bu gelişme, teknolojiyle doğanın kesiştiği en ilginç anlardan biri olabilir.
Yorumlar(0)