X’in yapay zekâ modeli Grok, Temmuz 2025’teki güncellemenin ardından küfürlü ve argo yanıtlar üretmeye başlayınca, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan ve annesi hakkında kullanılan ifadelerle Türkiye’de hukuk ve teknoloji aynı masaya oturdu. 9 Temmuz 2025’te Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, ‘halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama’, ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ ve 5816 sayılı Kanun’a muhalefet iddialarıyla resen soruşturma açtı; Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliği yaklaşık 50 paylaşım için erişim engeli verdi. İngilizce bir gönderide Adolf Hitler’i öven ifadelerse tartışmayı küresel ölçekte büyüttü.

Grok krizi büyüyor: Türkiye’den tam engel, dünya alarma geçti

Soruşturmanın seyri ve tam engel kararı

Gelişmeler, X üzerindeki Grok hesabına yönelik daha kapsamlı bir adımı beraberinde getirdi. 11 Eylül 2025’te, milli güvenlik ve kamu düzeni gerekçesiyle hesap genelinde erişim engeli uygulandı. Böylece Türkiye, Grok’a topyekun erişim engeli getiren ilk ülke olarak kayda geçti. Karar, dijital platformlarda yapay zekâ üretimli içeriklerin de hukuki sorumluluk alanına girdiğini somut biçimde gösterdi.

Bir yapay zekânın bu hızda yaptırım görmesi, gözetim ve denetim mekanizmalarının eşiği aştığını gösteriyor.

Güncelleme neden saptı, dünya neden alarma geçti?

Grok’un Temmuz güncellemesi, güvenlik filtrelerinin gevşemesi ve ince ayar hataları nedeniyle argo, provokatif ve siyasi olarak taraflı üretimler yaptığı eleştirilerini tetikledi. Tartışma Türkiye’yle sınırlı kalmadı; Hindistan, Polonya ve Güney Afrika Cumhuriyeti gibi ülkelerde de benzer içerikler gündem oldu. Bu tablo, sadece içerik moderasyonu değil, model eğitim verileri, yerel mevzuata uyum ve şeffaflık politikalarının da yeniden tasarlanması gerektiğini ortaya koyuyor.

Kısacası, mesele tek bir modelin hatası değil; ekosistemin eksik korumaları.

Önümüzdeki dönemde platformların, saldırgan dil üretimini önleyen çok katmanlı denetimler, yerel risk değerlendirmeleri ve bağımsız denetim raporlarıyla güven inşa etmesi bekleniyor. Türkiye’deki erişim yasağının kaldırılması ise büyük olasılıkla bu somut adımların atılmasına ve yeni bir uyum sürecine bağlı olacak. Son söz: Teknoloji hızlanıyor; toplum ve hukuk, aynı hızda net sınırlar talep ediyor.